Ağrı’da Müdürler Durmak Nedir Bilmiyor!
Son zamanlarda Ağrı’da dikkatimi çeken bir durum var…
Şehrin kurumlarında bir hareketlilik, bir tempo, bir saha çalışması göze çarpıyor ki insan ister istemez kendi kendine soruyor:
“Bu müdürler hiç yorulmuyor mu?”
Gerçekten soruyorum!
Biz sadece sosyal medyadan takip ederken yoruluyoruz. Bir bakıyoruz bir ilçedeler, biraz sonra başka bir kurumda, ertesi gün başka bir okulda, başka bir hastanede…
Mübarek müdürlerimiz durmak nedir bilmiyor!
Adeta arı gibi çalışıyorlar.
Birileri makam odasının kapısını açıp sahaya çıkmayı beklerken, bazı yeni müdürlerimiz daha göreve gelir gelmez soluğu sahada almaya başladı.
İşte tam da bu noktada iki isim özellikle dikkat çekiyor:
Ağrı İl Millî Eğitim Müdürü Abdulhaluk Çakan ve Ağrı İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Acu.
Bu iki isim Ağrı’ya ilk atandığında, doğal olarak şehirde farklı yorumlar yapıldı.
“Yeni gelenler eskileri aratır mı?”
“Acaba nasıl bir yönetim anlayışı olacak?”
“Şehre, kurumlara ve sahaya ne kadar hâkim olabilecekler?”
Bunlar elbette herkesin kafasından geçen doğal sorulardı.
Ama gelin görün ki daha birkaç ay geçmeden, bu iki müdür de birçok kişiyi ters köşe yaptı.
Çünkü bekleyen değil, sahaya çıkan bir yönetim anlayışı ortaya koymaya başladılar.
Makamda oturmak kolay, sahada olmak zor
Bir kurum müdürü için makam odasında oturmak kolaydır.
Dosyalar gelir, imzalar atılır, toplantılar yapılır, mesai biter.
Ama asıl mesele makamdan çıkıp sahaya inmektir.
Okula gitmek…
Hastaneye gitmek…
İlçeye gitmek…
Personelle konuşmak…
Vatandaşın karşısına çıkmak…
Sorunu yerinde görmek…
Ve sadece dinlemekle kalmayıp çözüm için ilgili birimleri harekete geçirmek…
İşte yöneticilik biraz da burada başlıyor.
Abdulhaluk Çakan’ın göreve başlamasının ardından eğitim kurumlarına ve ilçelere yönelik saha ziyaretlerinin artması dikkat çekiyor. Ağrı İl Millî Eğitim Müdürlüğünün kendi yayımladığı duyurularında Çakan’ın Diyadin’de eğitim hazırlıklarını yerinde incelediği, okulları ziyaret ettiği ve eğitim-öğretim sürecine sahadan eşlik ettiği görülüyor. (Ağrı İl Millî Eğitim Müdürlüğü)
Bu tablo bize şunu gösteriyor:
Eğitimi sadece müdürlük binasından yönetmek yerine, okulu yerinde görme anlayışı öne çıkıyor.
Sağlıkta da aynı tempo
Diğer tarafta ise Ağrı İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Acu…
Göreve geldiği günden bu yana sağlık tesislerinde yaptığı yerinde incelemelerle dikkat çekiyor.
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan incelemelerde ortak kullanım alanlarından lavabolara kadar çeşitli alanların yerinde değerlendirildiği ve gerekli düzenlemeler için çalışma başlatıldığı kurum tarafından açıklandı. (Agriism)
Ağrı Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde de hizmet kalitesi, tedavi süreçleri ve randevu süreçleri hakkında yerinde incelemelerde bulunuldu. (Agriism)
Yani mesele sadece makamda oturup rapor beklemek değil.
Sahaya çıkıp raporun anlattığını kendi gözleriyle görmek.
Bence asıl dikkat çekici olan da bu.
Ağrı’da artık tempo değişiyor mu?
Şimdi kimse yanlış anlamasın.
Bu yazıyı, “Her şey mükemmel, bütün sorunlar çözüldü” demek için yazmıyorum.
Ağrı’nın eğitimde de sağlıkta da çözülmesi gereken çok sayıda meselesi var.
Zaten yöneticilerin görevi de sorunların olmadığını söylemek değil; sorunları görmek, takip etmek ve çözüm üretmek.
Benim dikkat çekmek istediğim nokta başka.
Yönetim anlayışındaki hareketlilik.
Çünkü bir yöneticinin sahada olması, vatandaşla, öğretmenle, sağlık çalışanıyla, öğrenciyle ve kurum personeliyle doğrudan temas kurması önemlidir.
Makamlar elbette gerekli.
Ama makamların kapıları sahaya açılıyorsa, işte o zaman vatandaş da kendisini daha fazla muhatap alınmış hissedebilir.
“Yeni gelen eskileri aratır” dedik, tam tersi oldu
Ağrı’da yıllardır şöyle bir alışkanlık vardır:
Yeni bir müdür atandığında herkes biraz bekler.
“Acaba nasıl biri?”
“Çalışacak mı?”
“Şehri tanıyacak mı?”
“İlçelere gidecek mi?”
“Vatandaşla iç içe olacak mı?”
Hatta bazen daha göreve başlamadan:
“Yeni gelen eskileri aratır.”
denir.
Fakat Abdulhaluk Çakan ve Dr. Mehmet Acu konusunda şu ana kadarki görüntü, en azından saha çalışmaları bakımından, bu ezberin bozulduğunu gösteriyor.
İki isim de Ağrı’ya gelir gelmez “önce makamımı tanıyayım, sonra sahaya çıkarım” demek yerine, sahayı tanımayı tercih etmiş görünüyor.
Belki de Ağrı’nın ihtiyacı tam olarak budur.
Sahada olan yönetici…
Ya insan biraz yorulur!
Buradan kendilerine küçük bir sitemim de var!
Sayın müdürlerim…
Ya insan biraz yorulur!
Bir gün okul, bir gün hastane, bir gün ilçe…
Sabah başka yerde, öğleden sonra başka yerde…
Biz sosyal medyada fotoğraflarınızı ve ziyaretlerinizi takip ederken yoruluyoruz.
Siz hâlâ aynı enerjiyle devam ediyorsunuz!
İnsanın aklına ister istemez şu geliyor:
“Bu müdürlerin şarjı hiç mi bitmiyor?”
Gerçekten de maşallah…
Arı gibi çalışıyorlar.
Ama işin esprisini bir kenara bırakırsak, kamu yönetiminde sahada olmanın kıymetini de teslim etmek gerekir.
Çünkü vatandaşın beklentisi sadece makamda oturan bir yönetici değil.
Vatandaş, sorununu dinleyen ve gerektiğinde yerinde gören bir yönetici istiyor.
Ağrı’nın buna ihtiyacı var
Ağrı, enerjisi yüksek yöneticilerin sahaya çıktığı zaman bunun karşılığını verebilecek bir şehir.
Çünkü bu şehirde eğitim de sağlık da altyapı da sosyal hizmetler de sürekli takip ve koordinasyon gerektiriyor.
Dolayısıyla kurum müdürlerinin sahada olması, sorunları yerinde görmesi ve ekipleriyle birlikte çözüm araması önemli.
Elbette zaman gösterecek.
Elbette asıl değerlendirme, aylar ve yıllar içinde ortaya çıkacak sonuçlarla yapılacak.
Fakat bugün itibarıyla gördüğümüz bir gerçek var:
Ağrı’da bazı kurumların yeni müdürleri makam koltuğuna fazla alışacak gibi görünmüyor.
Onlar daha çok sahayı sevmişe benziyor.
Ve galiba Ağrı’da yeni bir yönetici profiliyle karşı karşıyayız:
Makamda değil, sahada görünmeyi tercih eden yöneticiler…
Abdulhaluk Çakan eğitimde,
Dr. Mehmet Acu sağlıkta,
şimdilik verdikleri görüntüyle dikkat çekiyor.
Biz de gazeteciler olarak takip etmeye devam edeceğiz.
Çünkü alkışlamak kadar takip etmek de bizim görevimiz.
İyi yapılanı yazacağız.
Eksik gördüğümüzü de yazacağız.
Çünkü mesele kişiler değil;
Ağrı’nın kazanması.
Ve eğer bu tempo hizmete, çözüme ve vatandaş memnuniyetine dönüşüyorsa…
O zaman gerçekten söylenecek tek bir söz kalıyor:
Maşallah müdürlerim, durmak nedir bilmiyorsunuz!
Ama yine de arada bir dinlenin…
Biz sizi takip ederken yoruluyoruz!