Gençliği Kaybediyoruz!
Gençliği Kaybediyoruz!
Her gün yeni bir acı haberle uyanıyoruz.
Bir genç uyuşturucunun pençesine düşüyor, bir başkası hayatına son veriyor, bir diğeri ise suçun, şiddetin ve umutsuzluğun içinde kayboluyor. Sonra birkaç gün konuşuyor, üzülüyor ve unutuyoruz. Oysa unutulan her genç, aslında geleceğimizden kopan bir parçadır.
Peki, suçlu kim?
Sadece aile mi?
Hayır…
Sadece okul mu?
Hayır…
Sadece devlet mi?
Hayır…
Aslında hepimizin bu tabloda bir sorumluluğu var.
Eskiden aileler çocuklarının sadece karnını doyurmayı değil, gönlünü de doyururdu. Akşam sofralarında sohbet vardı, dertleşmek vardı, birbirini dinlemek vardı. Bugün ise aynı evin içinde yaşayan ama birbirine yabancılaşan aileler görüyoruz. Herkes elindeki telefona bakıyor, ama kimse karşısındakinin gözlerine bakmıyor.
Gençler konuşacak birini bulamıyor. Duygularını içine atıyor. Anlaşılmadığını düşünüyor. Tam da bu yalnızlık, onları yanlış arkadaşlıklara, kötü alışkanlıklara ve çıkmaz sokaklara sürükleyebiliyor.
Uyuşturucu tacirleri ise tam bu boşluğu fırsata çeviriyor. Umut arayan bir gence zehir uzatıyor. Bir kez başlayan bağımlılık, çoğu zaman bir ömrü karartıyor. Sadece genci değil, annesini, babasını, kardeşlerini ve tüm ailesini de tüketiyor.
İntihar haberleri ise hepimizin vicdanını sarsmalı. Elbette her olayın farklı nedenleri vardır ve tek bir sebebe indirgenemez. Ancak şu gerçeği görmezden gelemeyiz: Gençlerimiz arasında umutsuzluk, yalnızlık ve psikolojik yük giderek artıyor. Bu nedenle onları yargılamak yerine dinlemeyi, ihtiyaç duyduklarında destek alabilecekleri yolları güçlendirmeyi öğrenmeliyiz.
Bugün gençlerimize ne sunuyoruz?
Ne kadar spor alanı var?
Ne kadar sanat ve kültür faaliyeti var?
Kaç gencin elinden tutup “Sen değerlisin.” diyebiliyoruz?
Bir ülkenin en büyük yatırımı beton binalar değil, yetişmiş insanıdır. Gençlerine sahip çıkmayan toplumlar, geleceğini de koruyamaz.
Artık suçlu aramayı bırakmalıyız. Aileler çocuklarına daha fazla zaman ayırmalı, öğretmenler öğrencilerinin sessiz çığlıklarını fark etmeli, yöneticiler gençlere umut olacak projeleri çoğaltmalı, toplum ise gençleri yargılamak yerine anlamaya çalışmalıdır.
Çünkü kaybettiğimiz her genç; sönen bir umut, yarım kalan bir hayal ve eksilen bir gelecektir.
Henüz geç değil.
Bir gencin elinden tutmak, bir hayatı değiştirebilir.
Belki de bugün göstereceğimiz küçük bir ilgi, yarın yaşanacak büyük bir acının önüne geçebilir.
Gençliği kaybetmeyelim…
Çünkü gençliğini kaybeden bir toplum, geleceğini de kaybetmeye mahkûmdur.
✍️Faruk Yavuz
Patnos Gazeteciler Cemiyeti Başkanı