Son Dakika

Koltuk Sönünce Geriye Kalan: Siyasetin Kibri ve Ağrı’nın Unutulan İsimleri.

Koltuk Sönünce Geriye Kalan: Siyasetin Kibri ve Ağrı’nın Unutulan İsimleri

Siyaset, doğası gereği halka hizmet etmenin, bir topluma dokunmanın ve memleketin dertlerine derman olmanın en tesirli yollarından biridir. Ancak ne yazık ki bazıları için bu makamlar, vatandaşa tepeden bakmanın, topluma yabancılaşmanın ve maalesef yüksek bir kibir inşa etmenin zeminine dönüşüyor.

Özellikle Ağrı gibi samimiyetin, hürmetin, çayın buharında demlenen sohbetlerin ve sadakatin el üstünde tutulduğu topraklarda bu durum çok daha acı sonuçlar doğuruyor.

Makamın Büyüsü ve Zamanın Acımasızlığı

Göreviniz devam ederken etrafınızı saran kalabalıklar, her söylediğinizi alkışlayanlar ve makam aracının kapısını açanlar size o güç ve ihtişamın hiç bitmeyeceğini hissettirebilir. Üstenci bir dille konuşmak, vatandaşın taleplerini göz ardı etmek ya da bir hemşehrinizin yüzüne bakarken makamın arkasına saklanmak, o an için zahmetsiz gelebilir.

Fakat siyasetin değişmez bir yasası vardır: O koltuklar er ya da geç boşalır.

Bugün şöyle geriye dönüp Ağrı’nın siyasi geçmişine bir bakalım... Dünün en iddialı isimleri, meydanlarda esip gürleyenleri, makam odalarında insanlara üstten bakan siyasetçileri bugün nerede?

Birçoğunun artık ne esamesi okunuyor ne de seceresi... Bir zamanlar önünde kuyrukların oluştuğu o insanlar, bugün makamlarını kaybettikten sonra Ağrı’nın caddelerinde, çarşısında tek başlarına yürümekten dahi çekinir hale geldiler. İnsanların arasına karışacak, bir kahvehanede oturup hemşehrileriyle karşılıklı bir bardak çay içecek, göz göze gelecek yüzleri kalmadı.

Ağrı İnsanı Unutmaz: İyiliği de Kibri de...

Ağrı’nın insanı merttir; kendisine hürmet göstereni, derdiyle dertleneni asla unutmaz. Ama aynı zamanda kendisine tepeden bakanı, derdine sırtını döneni ve makamın verdiği güçle kibirleneni de gönül hafızasına kazır.

Siyaset, vatandaşa mesafe koyma aracı değil; aksine vatandaşın ayağına gitme, onun ihtiyacını gözünden anlama ve onunla hemhal olma sanatıdır. Bir siyasetçi için en büyük başarı, makam koltuğundan kalktığı gün hemşehrilerinin arasına başı dik, alnı açık şekilde girebilmektir.

Makam Siyasetçisi

Gücü makamdan alır

Vatandaşa tepeden ve mesafeli bakar

Koltuk gidince yalnızlaşır ve unutulur

 

Hizmet ve Gönül Siyasetçisi

Gücü halkın duasından alır

 

Vatandaşla göz hizasında, iç içe iletişim kurar

 

Görev bitse de caddede hürmetle karşılanır

 

Sonuç: Hoş Bir Sadâ Bırakabilmek

Bugün siyaset koltuklarını işgal eden, makamın ihtişamına kapılıp etrafındakileri küçük gören her siyasetçinin aynaya bakıp kendine şu soruyu sorması gerekir:

“Yarın bu koltuk gittiğinde ben bu insanların yüzüne nasıl bakacağım?”

Kibir ve üstancı bakış, siyasetçinin tükenişini getiren en hızlı zehirdir. Makamlar geçici, Ağrı’nın sokakları ve insanları kalıcıdır. Aslolan; yetki eldeyken vatandaşın derdine derman olmak, kapıyı her zaman açık tutmak ve günün sonunda bir hemşehrinin “Allah razı olsun” duasını alarak O çayı içebilecek yüzü koruyabilmektir.

Çünkü zamanın süzgecinden sadece ve sadece halkına tevazuyla hizmet edenler ve gönüllerde hoş bir sadâ bırakanlar geçebilir.

Unutulmamalıdır ki; kişiliklerini makamlardan alanlar, makamlar gittiğinde kişiliksiz kalırlar.